İçeriğe geç

Puantiye Prensesi! Yayoi Kusama

Puantiye Prensesi! Yayoi Kusama

Yayoi Kusama’yı ilk 2012 lerde Louis Vuitton’a hazırladığı özel koleksiyonla birden gündem olması ve puantiyelerin arasında ki renkli fotoğraflarıyla hafızamda yer edindi. Onu biraz araştırdığımda ise hayranlığım arttı. Üzerimde ki kazağı yazın pazarda bir tezgahta gördüm ve aklıma bu sanatçı geldiği için sanki onun ürününü alacakmışım gibi hissedip o sıcakta kendimi zorladım ve aldım.

Yayoi Kusama, Benekleri halüsülasyon olarak on yaşında görmüş ve Bu sorunla başa çıkmak için bol bol çizmeye başlamış ve sanatı bir tür terapi yöntemi olarak seçmiştir. Daha sonraki dönemlerde halüsinasyon olarak gördüklerini fırça ve boyanın yardımıyla dışavurmaya çalışmıştır

Yayoi Kusama; kimi zaman renkli, coşkulu, dikkat çeken biridir, kimi zaman da karamsar, hastalıklı, sorunlu biridir fakat her zaman da yaratıcı bir kişiliğe sahiptir. Kusama hem bir minimalistir hem de bir performans veya happening sanatçısıdır. Ayrıca bir feminist olan Kusama, vücut, heykel, baskı, seramik, sürrealist, soyut ekspresyonist alanlarında eserler vermiştir. Aynı zamanda şair, yazar ve sinema sanatçısıdır.

Gençliğinde resim eğitimi aldıysa bile öğrenme yöntemlerinden hoşlanmamış. Açıkçası bu da beni çok etkiledi kendi terapi yöntemini bulmuş, bunu üretime çevirmiş bir insan neden başkasının kurallarını kabullenip onlara göre hareket etsin ki? Hem de konu resim olunca.

Kusama’ya göre tekrarlamaların kendi kendini tedavi eden bir yönü vardır. Aynı zamanda Kusama’nın yaşamını da biçimlendiren düzen-düzensizlik gerilimini tarif ediyor. Budizm bağlamında tekrarlama ise; gerçek dünyadan kopuşu anlatır. Bu aynı zamanda estetik kopuş anlamına da gelir.

  • Kusama, 2006 yılında ‘’Ömür Boyu Başarı’’ ödülüne hak kazanıyor.
  • “Japonya’nın en değerli sanatçısı” unvanının sahip.

Yaşı ilerledikçe sanatsal faaliyetleri arttırmış ve çocukluk yıllarına göndermeler yaparak kendisiyle hesaplaşmıştır. Kendisini sıklıkla eleştirmiş, hayatının belli dönemlerinde her şeye öfke ile yaklaşmış, şüphe ile bakmış, kimseye güvenmemiş, dışarıdaki günlük hayatı korkunç bulmuş, sürekli yazarak, çizerek ve boyayarak huzur bulmaya çalışmıştır. Bu kaygılarını verimli bir sanatsal yaratıma dönüştürmüştür.

1957 yılında ABD’ye yerleşip oldukça sıkıntılı günler geçiren ama kendini New York sanat çevresinde kabul ettiren bir sanatçı.1973’te ülkesi Japonya’ya dönüyor, dört yıl sonra da kendi isteğiyle yaşamaya başladığı psikiyatri kliniğinde kalıyor ve çocukluk halüsinasyonlarından gelen beneklerini çizmeye devam ediyor.

Moda dünyasının yıldızı olan bu küçük yuvarlaklar, Kusama’nın bu akımıyla birlikte iyiden iyiye ivme kazandı. Hepsi Kusama’nınkiler kadar sanatsal olmasa da, puanlar vitrinleri, ünlü yıldızların kostümlerini ve sokak modasını dönem dönem etkisi altına alıyor. Böylece hem nostaljik hissi hem de eğlenceli görünümüyle çok sevilen puanlardan vazgeçmemek için bir sebebimiz daha oldu.

Birçok sanatçının hayatlarının bir dönemlerinde sorun yaşadığını, kendilerini ifade edebilmek içinde ne kadar harika işler çıkardığını biliyoruz. Aslında benimde hayranlığım bundan sonra başlıyor.  Delirme noktasını eserleriyle dışa vurup, hayatta kalabilmeyi, belki de eserleriyle başarabiliyorlar. Onları anlayabilmek ne kadar zor değil mi?

Bende merak ediyorum normal olanlarımız mı normal yoksa  hayatı anlamaya çalışırken frekanslarımız bozulanlar mı? Cevabı BİLMİYORUM Ama bence normal olmak çok sıkıcı.

Sizce?

Etek:Ben diktim.

Hakkında özel bilgiler edindiğim ve sizde hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz kaynak: http://www.hasankiran.com

Onun dünyayı nasıl gördüğünü anlamak için bu videoyu izleyebilirsiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=rRZR3nsiIeA

2646total visits,1visits today

Tek Yorum

  1. Sevda Sevda

    Mikkemmeeelllll 😍

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir